30 Eylül 2026 Çarşamba

46...Anlamlı sözler.5

“Cehennemlik olmanın alameti, Allah rızası için fakire bir parça ekmek vermeyip nefsin isteklerini tatmin için bir ziyafette çokça para harcamaktır.”

Ebû Bekir Şiblî (k.s)


“Kim ölümü çok hatırlarsa Allah Teâlâ ona tövbe etmeyi, gönül zenginliğini ve ibadetleri şevkle yapmayı nasip eder.”

Hâmid Leffâf (k.s)


“Utanan kişinin alnından dökülen terler, ondaki fazîletin eseridir.”

Ebu Bekr Vâsıtî (k.s)


Altı kadınla evlenmeniz doğru olmaz.

Ennane (sürekli inleyen-şikâyette bulunan), Mennane (kocasının başına kakan), Hannane (önceki kocasına veya ondan olan çocuğuna karşı aşırı düşkünlük gösteren), Haddake (her şeye göz diken / güzel gördüğü her şeyi almaya kalkan), 

Berrake (sabahtan akşama kadar kendini süslemekle meşgul olan / veya küsüp çoluk-çocuğuyla yemek yemeyip tek başına yiyen), 

Şeddake (yani çok konuşan, geveze) kadınla evlenmeniz doğru olmaz.imam gazali


“Cesaret on kısımdır, biri korkmamak, dokuzu dikkat ve ihtiyattır.”

Hz. Ali (k.vv


Anne itikatdır

Baba amel

Anneye dua ettikçe itikatın kuvvetlenir ve immun sistemin kgüclenur

Babaya dua ettikçe amellere olan şevkin ve aşkın artar.


“Ahmak olanların sana çok iltifatkâr davranması ve düşünmeden sözler söylemeleri seni aldatmasın.”

Ali b. Sehl el-İsfahânî (k.s)


Kim hamd etmeyi sürdürürse, hayırlar ona ard arda gelir. 

Kimde istiğfar etmeyi sürdürürse ona bütün kilitler açılır.


Her Günahın temelinde Dünya sevgisi ve Menfaat hırsı bulunur.Toplumu ilim, ahlâk ve fazilete yönlendirecek dört grup insan vardır. Bunlardan sıddîklar Kur’an okunduğunda âhirete yönelirler; kurrâ ise Allah’a sığınır ve halkı O’na yöneltir. Ebrârın üzerinde durduğu konular diline sahip olmak, tövbe-istiğfar etmek ve inzivâdır. Âlimlerin ilmiyle amel etmeyenleri kaygan taş gibidir, bereket ve yağmuru tutamaz.

Malik bin dinar hazretleri


Mâlik bin dinar hazretleri  bir gün Basra valisiyle karşılaştığı, valinin ondan dua istediği, onun da nice mazlumlar kendisine beddua ederken kendisi için yapacağı duanın faydalı olmayacağını, önce beddualara sebep olan hususları ortadan kaldırması gerektiğini söyler


Bir müminin görüşeceği karşı cins, mahremleri olan akrabalarıdır. Onlar dışında karşı cinsten arkadaş, dost vs. olmaz. Bunlar nefis ve şeytanın oyunlarıdır. Namahrem kimselerle laubali olmak ve zaruret dışında iletişim kurmak insanı ibadetlere karşı da gevşetir ve vakarı götürür.


İmam Şâfiî r.a:

Kurân öğrenen kimse, kıymetlidir.

Fıkıh bilenin kadri yücedi

Hadis ilmini bilenin delilleri güçlü olur.

Hesap bilenin görüşü sağlam olur.

Dil öğrenenin tabiatı incelir. 

Ancak, nefsini korumayana ilmi fayda etmez."

Mâverdî, Edebü’d-dünyâ ve’d dîn


Ya Rabbi ! Bizim şikayetimiz, kendimizden, nefsimizden, 

nefsimize söz geçiremediğimizdendir. Sen, bizi nefislerine söz geçiren, 

bütün varlıklarıyla Sana dönenlerden eyle. 

Amin ecmain 

 Gönenli Mehmet efendi hazretleri


Akılsız adam altı şeyden belli olur: 

Sebepsiz yere öfkelenir, boş konuşur, boş işlere kafa yorar, yaşı ilerler ama ham kalır, tanımadığına güvenir, düşmanıyla dostlarını birbirine karıştırır.


“İnsanlara ve özellikle dünya ehline halinden şikâyet etme. Sonra Allah seni onlara bırakır, perişan olursun.”

İmam Gazâlî


“Kalbini korumak isteyen, yabancı kadınlarla konuşmaktan sakınsın.”

Ebu Midyen (k.s)


“Senin Allah’a yakınlığından maksat O’nun sana yakın olduğunu görmendir.”

Ataullah İskenderî (k.s)


“Salihler ne kadar çok ama onların arasında sadıklar ne kadar azdır.”

Ma’ruf-i Kerhi (k.s)


“Takvanın bir zâhiri, bir de bâtını var. Zâhirdeki takva, Allah’ın koyduğu sınırları aşmamak, bâtındaki takva ise niyet ve ihlâstır.”

Ebü’l-Hasan Fârisî (k.s)


“Dünya hazır bir sofradır; doğrular da yalancılar da ondan yer. Ahiret ise kudret sahibi padişahın, yalnızca kendisine kulluk yapanlara vaat ettiği bir yurttur.”

Hz. Ali (r.a)


Amellerinizi ucb (kendini amelini beğenmek) ile örtüp yok etmeyiniz.

Seyyid Tâhâ (k.s)


Kardeşinin ayıplarını açığa vurma, sakla ki kendi ayıplarını bilesin.

Şeyh Ahmed Haznevî (k.s)


Mİ'YÂR KELİMESİ

Akıl; his kuvveti ile anlaşılabilen veya hissedilenlere benzeyen ve onlara bağlılıkları bulunan şeyleri birbirleri ile ölçerek, iyilerini kötülerinden ayırmaya yarayan bir mi'yârdır. O hâlde, peygamberlerin bildirdikleri şeylere, akla danışmaksızın inanmaktan başka çâre yoktur. Peygamberlere tâbi olmak, aklın gösterdiği bir lüzûmdur ve aklın istediği, beğendiği bir yoldur. (İmâm-ı Gazâlî)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder