Hz. Ömer (r.a), Selman (r.a)’a sordu: “Ben bir melik (kral) miyim, yoksa halife miyim?”
O da O’na şöyle cevap verdi; “Eğer sen ümmetten aldığın vergiyi bir dirhem de olsa, bilerek haksız bir şekilde, sarf edersen, sen halife olmayıp bir melik olursun.” (Taberi, tarih 4, 211; İbnu’l-Esir, Tarih, 3, 59).
Peygamber Efendimiz buyuruyor ki: “Cenneti isteyen, uzun emelli olmasın, dünya işleri ile uğraşması, ona ölümü unutturmasın, haram işlemekte Allah’tan haya etsin!” O buyurdu ki “İnsan yaşlandıkça, mal hırsı ve tul-i emeli gençleşir.” Beyheki’den bir rivayet: “Allah’tan utanın! Başkalarına kalacak şeyleri toplamakla vaktinizi kaybetmeyin! Kavuşmayacağınız şeyleri ele geçirmek için uğraşmayın; ihtiyacınızdan fazla bina yapmakla hayatınızı harcamayın!”
Hz. Ali “Alim”; Hz. Osman “hilm sahibi, edeb, haya, güzel ahlak timsali”;
Hz. Ömer “adil”; Ebubekir Sıddık, “sadakat timsali”. Hepsi de veresetül enbiya idi
Muaz b. Cebel (R.A.):
Kim ki Allah’ın huzuruna emin olduğu halde gelmek istiyorsa, şu beş vakit namazı, ezanın okunduğu yerlerde kılarak gelsin. Çünkü bu, hidayet yollarından birisidir. Sakın, “Benim evimde bir namazgâhım vardır, ben orada namaz kılıyorum” demeyin. Çünkü eğer siz böyle yaparsanız Peygamberinizin bu konudaki sünnetini terk etmiş olursunuz. Eğer Peygamberinizin sünnetini terk ederseniz sapıtırsınız.
Hz. Peygamber zamanında amel yönünden biri diğerinden daha üstün iki kardeş vardı. Üstün olan kardeş önce öldü. Diğeri ise bir müddet daha yaşadı. Onun vefatından sonra halk ilk ölenin diğerinden üstün olduğunu söylediler. Bu durumu haber alan Hz. Peygamber, “Peki, o ikincisi namaz kılmıyor muydu?” diye sordular.
“Evet, ey Allah’ın Resulü! Kılardı!” denildi. Bunun üzerine Hz. Peygamber şöyle buyurdular:
“O halde bu sözleri nasıl söyleyebiliyorsunuz? Kim bilir belki de namazı onu kardeşinin mertebesinden daha yüksek bir mertebeye ulaştırmıştır.
....
Abdullah b. Ömer’in kendi sözleri:
“Vallahi, gündüzleri hep oruç tutsam, geceleri hep namaz kılsam, malımı Allah için kapı kapı dolaşarak dağıtsam; öldüğüm gün kalbimde, Allah’a itaat edenlere bir sevgi, Allah’a itaat etmeyip günah işleyenlere de bir tepki yoksa bu yaptıklarımın bana fazlaca faydası olmayacaktır.” (İmam Gazzalî, İhyâu Ulûmi’d-Din, II/246)
İmam Malik onun için: “İbn Ömer, bir mıknatıs gibi insanları kendine çekiyor, İslam coğrafyalarının dört bir tarafından ona soru sormaya insanlar geliyordu.” demiştir.
Abdullah b. Ömer: “Bana yapılacak iş için farz, vacip, müstehap olduğunu söylemeyin, bu işi Efendimiz (sas) yapmış mı, yapmamış mı onu haber verin. Eğer Efendimiz (sas) yapmışsa ben de yaparım, yapılan iş ne olursa olsun.”
Birisi Hasan'ül Basri (k.s)hz. ne
"Ben ibadetten zevk alamıyorum" der.Hasan'ül Basri de (k.s) ona;"Herhalde sen Allah dan korkmayan birinin yüzüne bakmışsın!Kulluk herşeyden hakkıyla sıyrılarak Allah'a yönelmektir."
cevabını verir.
İmam-ı Gazali Hazretleri (k.s)
Kalblerin Keşfi
Şuara 23. Illel meveddete fil kurba
“Üç şey kardeşlik sevgisini saflaştırır: Selam vermek, mecliste yer vermek, sevdiği isim ile onu anmak.”
Hz. Ömer (r.a)
“Müminin ahlâkı, zenginlikte iktisat, genişlikte şükür, bela ve musibet zamanında sabırdır.”
Hasan-ı Basrî (k.s)
“Uzun emele dalan bir kul, üzerindeki kulluk borçlarını unutur ve tövbe etmeyi sonraya bırakır. Siz böyle yapmayın.”
Davud-i Tâî (k.s)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder