30 Eylül 2026 Çarşamba

61...5.KABİR.CENAZE.MEZARLIK.DEFİN. ÖLÜM.GIYABİ NAMAZ

Cenaze namazı kılmak için, cenazeye karşı ve kıbleye yönelik olarak saf bağlanır ve niyet edilir.

İmam ve cemaat tekbir alarak ellerini bağlarlar “ve celle senâük” cümlesiyle birlikte “Sübhaneke”yi okurlar.

Ardından, eller kaldırılmadan tekbir alınır ve “Salli-Bârik” duaları okunur.

Tekrar eller kaldırılmaksızın tekbir alınır.

Bilenler cenaze duasını (Tirmizî, Cenâiz, 38), bilmeyenler ise dua niyetiyle “Fâtiha” suresini veya başka bir duayı okurlar (Tirmizî, Cenâiz, 39).

Dördüncü tekbirden sonra sağa ve sola selam verilir.

Böylece namaz tamamlanmış olur


Hanbeli mezhebine göre ölüyü veya bir kısmını yıkamaktan dolayı abdest bozulur. Yıkanan cenazenin küçük ya da büyük, erkek ya da dişi, Müslüman ya da kaifr olması hükmü değiştirmez.

Çünkü İbni Ömer, İbni Abbas ve Ebu Hureyre'den bu doğrultuda rivayetler gelmiştir. İbni Ömer ve İbni Abbas'tan gelen rivayete göre onlar ölü yıkayan kimseye abdest almasını emrederlerdi. Ebu Hureyre ise şöyle demiştir:

"Bu işteki asgari hüküm abdest almak gereğidir. Çünkü ekseriya yıkayan kişinin elinin ölenin fercine değmesi ihtimali vardır."

Fakihlerin çoğunluğu ise, ölüyü yıkamaktan dolayı abdest gerekmez demişlerdir. Sahih olan da budur.


Ölü insanın soğumuş ve yıkanılmamış bedenine dokunan yani kendi bedeninin bir kısmını ona dokunduran kimsenin üzerine, bu dokunma ister uykuda olsun ister uyanıkken, ister ihtiyarî olsun, ister gayriihtiyarî, gusl-ü mess-i meyyit (=ölüye dokunduğundan dolayı gusül) farz olur. Hatta tırnak veya kemiği ölünün tırnak veya kemiğine dokunursa gusletmelidir. Ancak ölü hayvana dokunmadan dolayı insanın üzerine gusül farz olmaz.


Tümü soğumamış bir ölünün bedeninin soğumuş kısmına bile dokunulsa, gusül farz olmaz.


Üç guslü tam olarak verilmiş olan meyyite dokunan kimseye, gusül farz olmaz. Ama üçüncü gusül tamamlanmadan, ölünün herhangi bir yerine dokunan kimseye, hatta dokunduğu bölgenin üçüncü guslü verilmiş olsa dahi, gusül farz olur.

Ölüye dokunduktan sonra gusletmeyen bir kimsenin camide durmasının, cinsel ilişkide bulunmasının ve içinde farz secde bulunan sureleri okumasının sakıncası yoktur; ancak namaz ve benzeri şeyler için gusletmelidir.



Ölmek üzere olan kimsenin yüzünü kıbleye çevirmek, her Müslüman’a ihtiyaten farzdır. Muhtazarın kendisi razı olur, özrü de olmazsa, bu iş için onun velisinden izin almaya gerek yoktur. Aksi taktirde velisinden izin almak ihtiyaten farzdır.

Zor can veren bir kimseyi, rahatsız olmadığı takdirde, namaz kıldığı yere götürmek müstehaptır.


Ölmek üzere olan kimsenin rahat olması için başı ucunda Yâsîn, Sâffât ve Ahzâb Surelerini, Ayet'el-Kürsî'yi, A'râf Suresi'nin 54. ayetini, Bakara Suresi'nin son üç ayetini ve Kurân'dan mümkün olduğu miktarda okumak müstehaptır.


Ölmek üzere olan kimseyi yalnız bırakmak, karnı üstüne ağır bir şey koymak, yanında cünüp ve hayız hâllerinde olanların bulunması ve ayrıca fazla konuşmak, ağlamak ve kadınları yalnız onun yanında bırakmak, mekruhtur.


Öldükten sonra açık kalmaması için ölünün ağzını kapatmak, gözlerini yummak ve çenesini [bir bez ile iyice çekip tepesine] bağlamak, ellerini ve ayaklarını uzatmak, üzerine bir örtü çekmek, gece ölmüşse öldüğü yerde ışık yakmak, cenazenin teşyii için müminlere haber vermek ve gömülmesinde acele etmek müstehaptır. Ama öldüğü kesin olarak bilinmezse, kesinleşinceye dek beklenilmelidir. Yine ölü, hamile ve karnındaki çocuk da canlı olursa, sol tarafı yarılıp çocuk çıkarılıncaya ve yarılan yere dikiş atılıncaya kadar gömme işleri ertelenmelidir.


Cenazeye üç gusül vermek farzdır:

1) Sidr ile karışık suyla.

2) Kâfur ile karışık suyla.

3) Saf su ile.


Sidr ve kâfur, suyun muzaf suya dönüşeceğine sebep olacak ölçüde fazla ve yine "sidr ve kâfurla karıştırılmamış sudur" denecek ölçüde az olmamalıdır.


Gereken miktarda sidr ve kâfur bulunmazsa, müstehap ihtiyat gereği bulunan miktarın suya katılması gerekir.

Ölüyü yıkama şekli, cenabet guslü gibidir. Farz ihtiyat gereği, tertibî olarak yıkama mümkün olduğu takdirde, irtimasî olarak yıkamamalıdır. Tertibî gusülde de bedenin sağ tarafı sol taraftan önce yıkanmalıdır

Ölüyü yıkamak için ücret almak, ihtiyat gereği haramdır. Allah’a yakınlaşma niyetine ters olacak şekilde biri gusül için ücret alırsa, o gusül batıldır. Ancak yıkama öncesi gerekli hazırlıklar için ücret almak, haram değildir.


Ölü guslünde, Cebire-i Gusül meşru değildir. Su bulunmaz veya suyu kullanmanın sakıncası olursa, her yıkama yerine ölüye bir teyemmüm ettirilir. Üç teyemmüm ettirilmesi ise ihtiyaten müstehaptır.

 Ölüye teyemmüm ettiren kimse, kendi ellerini toprağa vurmalı sonra ölünün yüzüne ve ellerinin arkasına sürmelidir. Eğer mümkün olursa ölünün elini toprağa vurarak yüzüne ve ellerinin üstüne çekmek de ihtiyat gereği müstehaptır.

 

HANUT

Ölüyü yıkadıktan sonra belirli yerlerine hanut konulması farzdır; yani [secde yerleri olan] alnına, ellerinin içine, dizlere, ayak başparmaklarının ucuna, kâfur konulması vaciptir. Burnunun ucuna da kâfur sürmek müstehaptır. Kâfur taze ve ezilmiş temiz ve gasp edilmemiş olmalıdır. Eski olduğu için kokusu gitmiş olursa yeterli değildir.


Kâfurun secde yerlerinin sırasına göre konulması gerekmez. Ancak önce alına konulması ihtiyaten müste-haptır.


Ölüye, kefenlemeden önce hanut konulması daha iyidir. Ancak kefenlerken veya ondan sonra yapılmasının herhangi bir sakıncası yoktur.

İhtiyat gereği ölüyü amber, misk, ud ve diğer ıtırlar vurmak veya hanut için bunlarla kâfuru karıştırmak müstehaptır.


Kâfuru, Şehitlerin Efendisi Hz. İmam Hüseyin'in (Allah'ın selâmı ona olsun) türbetiyle karıştırmak, müste-haptır. Ama bu tür kâfurun saygısızlık sayılacak yerlere değdirilmemesi gerekir ve yine türbetin, karıştırıldığı takdirde "bu kâfur değildir" denecek kadar fazla olmaması gerekir.

İki tane yaş ve taze ağaç dalını cenazeyle beraber kabre koymak müstehaptır.


Cenazenin kabre bir kaç arşın kala yere koyulması, üç defada yavaş yavaş kabre yaklaştırılması, her defasında yere bırakılıp kaldırılması ve dördüncü defada kabre konulması.


Ölü erkek ise, üçüncü defada baş tarafı mezarın aşağı tarafına gelecek şekilde yere koyulması ve dördüncü defada baş tarafından mezara koyulması; eğer ölü, kadın ise üçüncü defada mezarın kıble tarafına koyulması ve yanlamasına mezara indirilmesi ve kabre indirilirken kabrin üzerine bir perde çekilmesi


Ölünün yüzünün toprağa bırakılması.


Ölünün başının altına topraktan bir yastık yapılması.


Arkası üzerine dönmemesi için ölünün arkasına pişmemiş toprak veya kesek koyulması.


Mezarı toprakla doldurulmadan önce sağ elle cenazenin sağ omzuna vurulması ve sol elle de sol omzundan sıkıca tutulması ve ağzın ölünün kulağına yaklaştırılarak şiddetle hareket ettirilmesi ve üç defa şöyle denilmesi:

( اِسْمَعْ اِفْهَمْ يَا فُلاَنَ بْنَ فُلاَن‌ٍ ) "İsme‘', ifhem ya fulanebne fulan." (  Ey falanın oğlu falan! (Söylediklerimi) dinle ve anla ) Fulan yerine ölünün ve babasının ismi söylenilmelidir. Şöyle ki, eğer ölünün ismi Muhammed ve babasının ismi de Ali ise, üç defa şöyle denilmelidir: (اِسْمَعْ اِفْهَمْ يَا مُحَمَّدَ بْنَ عَلِىٍّ‌)  Amentü oku

"İsme‘', ifhem ya Muhammed'ebne Ali."


Daha sonra dua.Sebbetekellahu bi'l-kevli's-sabiti ve hedakellahu ila siraţin mustekîm. ‘Errefellahu beyneke ve beyne evliyâike fî mustekerrin min rehmetih."Allah, seni gerçek söz üzerinde sabit kılsın; seni doğru yola hidayet etsin ve seni sevdiklerinle rahmet yurdunda (cennette) tanıştırsın.]


Ellahumme cafi'l-erże ‘en cenbeyhi ves'‘ed birû-hihi ileyke ve lekkihi minke burhana. Ellahumme ‘efveke ‘efvek."Allah'ım! Toprağı (yerin sıkıntısını) yanlarından uzaklaştır. Ruhunu kendine yücelt. Kendi katından onu bir delile kavuştur. Allah'ım! Affını dileriz, affını dileriz.]


Cenazeyi kabre koyan kimsenin taharetli (=abdest veya gusül almış olması), başı açık, yalın ayak olması ve cenazenin ayakları tarafından kabirden çıkması ve ölünün akrabaları dışında orada bulunanların, ellerinin arkasıyla kabre toprak dökmeleri ve "İnna lillahi ve inna ileyhi raci‘ûn" (28) demeleri iyidir. Ölü kadın olursa, mahrem olanların ve eğer mahremi olmazsa akrabalarının onu kabre koymaları gerekir.


620- Kabrin kare veya dikdörtgen şeklinde yapılması ve topraktan dört parmak kadar yükseltilmesi, yanlışlık olmaması için üzerine bir işaret konulması, kabir üzerine su serpilmesi, su serpildikten sonra orada bulunanların ellerini kabir üzerine koyarak parmaklarını açıp toprağa batırmaları ve yedi defa Kadir suresini okumaları ve ölü için Allah'tan bağış dilemeleri ve şu duayı okumaları iyidir:

اَللَّهُمَّ جَافِ اْلاَرْضَ عَنْ جَنْبَيْهِ وَاصْعَدْ اِلَيْكَ روُحَهُ وَ لَقِّهِ مِنْكَ رِضْوَاناً وَ اَسْكِنْ قَبْرَهُ مِنْ رَحْمَتِكَ مَا تُغْنِيهِ بِهِ عَنْ رَحْمَةِ مَنْ سِوَاكَ

Okunuşu: "Ellahumme cafil erże ‘en cenbeyhi, ves'‘ed iley-ke rûhehu ve lekkihi minke riżvana. Ve eskin kebrehu min reh-metike ma tuğnîhi bihi ‘en rehmeti men sivak." Allah'ım! Toprağı (yerin sıkıntısını) yanlarından uzaklaştır. Ruhunu kendine yücelt. Onu rızana kavuştur. Kabrini, kendisini diğerlerinin rahmetinden muhtaçsız kılacak derecede rahmetinle doldur.


Kâfir bir kadın ölür ve karnında ölü bir çocuk bulunursa, çocuğun babası Müslüman olduğu takdirde, çocuğun kıbleye yönelik olması için kadın sol tarafı üzerine ve arkası kıbleye gelecek şekilde yatırılmalıdır. Hatta müstehap ihtiyat gereği, çocuğun bedenine ruh girmemiş olsa da, bu hükme göre amel edilmelidir.


Müslümanın, kâfir mezarlığına ve kâfirin de Müslüman mezarlığına gömülmesi, caiz değildir


Namazdan önce üç defa "es-salât" demesi.


GIYABi cenaze NAMAZI

Resûlullah (s.a.s.), Habeş Kralı Necâşî’nin vefatını haber vermiş, sonra da onun cenaze namazını kıldırmak üzere cemaatin önüne geçmiş, ashab da arkasında saf tutmuştur (Buhârî, Cenâiz, 55; Müslim, Cenâiz, 63).


Olayda hazır bulunan Câbir b. Abdullah (r.a.) şöyle demiştir: “Resûlullah (s.a.s.), Necâşî’nin (gıyabında) cenaze namazını kıldırdı. Ben de ikinci yahut üçüncü saftaydım.” (Buhârî, Cenâiz, 54)Yine, Resûlullah’ın (s.a.s.) Uhud şehitleri (Buhârî, Cenâiz, 73) ve kendisine haber verilmeden defnedilen cenazeler için de gıyabi cenaze namazı kıldığı bilinmektedir (Buhârî, Cenâiz, 56).

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder